Queensboro Bridge, Manhattan <==> Queens







@ibrahimasar Aynen öyle yaptım abicim. Paraya sıkışık bir zamanımda gittim (Davet o zaman geldi. Bir daha gelmeyebilir diye de, zamanlaması kötü olmasına rağmen, fırsatı değerlendireyim dedim). Müze, vs gezemedim; Broadway gösterilerine, NBA, vs maçlarına gidemedim. Onun yerine, (bir Big Bus, iki tekne turu ve arkadaşların mesaileri bittikten sonra arabalarıyla götürdükleri yerler dışında) sadece yürüyerek, bütün şehri cadde cadde, sokak sokak dolaştım. Hem şehri tanıdım, hem unutmayayım diye gördüklerimi fotoğrafladım. Bir dahaki ziyaretime ön hazırlık yaptım 🙂 Şimdi nerede, ne var biliyorum. Bir daha gidebilirsem, altını üstüne getireceğim şehrin 😀
Bir daha gittiğimde, nerede, ne var fotoğrafları yerine, ne zaman, ne kadara, ne yapılır fotoğrafları paylaşacağım inşallah 🙂
Ama hele dur. Köprüler (New York, NY'tan oralara gidiş yolları) bittikten sonra (ama bu seyahate dair fotoğraflar bitmeden önce), diğer borough'lara ve komşu county'ye geçeceğiz daha...
@semavi E, biz niye oraya gelmeye çalışıyoruz abicim? :)
İmansız, dinsizin hakkından geliyor da, "dinsiz" yenilgiyi kabul edene kadar, olan bize oluyor. "Rus kardeşlerimiz"in yörüngesine girene kadar, kaç ton domates çöpe gitti; kaç otel kapandı? Bizimki "Papazı vermem" diye tutturdu; biz aylarca vize alamadık.
Burada, ABD temsilcilikleri açılacak mı diye siyasete bakmak zorundayız. Kur ne olacak diye siyasete bakmak zorundayız. Yarın sabah uyandığımızda köprü başında tanklar, havada Cobra'lar, F-16'lar olacak mı diye siyasete bakmak zorundayız. Siyaseti takip etmeden, seyahat özgürlüğümüzden yararlanamıyoruz, paramızın değerini koruyamıyoruz, hatta hayatta bile kalamıyoruz.
Orada, Cumhuriyetçi başkan geliyor. Sen işini yapıp, paranı kazanıp, vergini veriyorsun. Demokrat başkan geliyor. Sen işini yapıp, paranı kazanıp, vergini veriyorsun. Ha, başkan Demokrat olunca, biraz daha fazla vergi veriyorsun. Ama o zaman da, daha fazla hizmet alıyorsun.
Son 4 senedir, geride bıraktığımız Amerikalı dostlar bile önce politize, sonra polarize olmuş olsalar da, oralarda hala, kimse bizim kadar siyaset takip etmek zorunda kalmıyor. Biz de, bir mucize olup, 38.000'e sıra gelsin de, bizim de tek derdimiz V-Rod Muscle'ımız, Challenger Demon'ımız, Escalade Platinum'ımız olsun diye kasıp duruyoruz işte.
Jaguar'ın, Hint malı olduktan sonra, kendine has karakterini kaybetmiş, maalesef, Lexus'tan, Acura'dan farksız hale gelmiş olması tespiti ve bir gün, bizim kafamızın da, sizlerinki kadar (bütün CPU'muzu, sevdiğimiz, istediğimiz şeylere harcayabilecek kadar) rahat olabilmesi dileğiyle, bizim buralardan, sizin oralara selamlar, saygılar...
Battery Park'tan Statue of Liberty (ve arka planda, Port of New York & New Jersey) manzarası...










@MySea Son 7 senede, değme fantastik bilim kurgulara (Siyaset Bilimi diyelim) taş çıkaracak öyle gerçeklerle yüzleştik ki, şahsen, bahsi geçen siyasi figürlerin ne zaman takiye yaptığını, ne zaman gerçek yüzlerini gösterdiğini anlamakta güçlük çekiyorum. O sebepten, çevre analizlerimi, şu an söylemekte ve yapmakta olduklarından (ki, onlar da her zaman birbirlerini tutmuyor) ziyade, nereden geldiklerinin tespiti ve nereye gittiklerinin projeksiyonuna dayanarak yapmaya gayret gösteriyorum.
Yine bütün samimiyetimle söylüyorum; inşallah sizin dediğiniz doğrudur ve inşallah işe de yarar. Zira, Biden'ın seçilmiş olmasının göçmenlik işlerini, dolayısıyla benim işlerimi rahatlatıp kolaylaştıracağı varsayımıma ne kadar seviniyorsam, Biden'ın Türkiye ile ilişkiler konusunda Obama'nın politikasını devam ettireceği ve memleketin zorda kalacağı öngörüme de o kadar üzülüyorum. İnşallah dediğiniz gibi olur ve hem bizim işler, hem memleketin işleri yoluna girer. Fikrinizi paylaştığınız için teşekkürler.
@EzgiLera Çok şükür, daha Rusya, Suudi Arabistan seviyesine düşmedik. Bizdeki siyasi figürler henüz ortadan kaybolmuyor. Zaten, inşallah o günleri hiç görmeyiz.
Dış politikada köşeye sıkışmanın faturası "Küçük Enişte"ye çıkarılmış, adam istifa edip, birkaç sene insan içine çıkamadıktan sonra, muhteremin, özellikle ekonomide zayıfladığını görünce, kendisine karşı parti kurmuştu.
Ekonomide köşeye sıkışmanın faturası da, kendi gevşek, umursamaz tavrı yüzünden, yandaş / muhalif tüm vicdanlarda enişteye çıkarılıyordu. Parti içinde rahatsız olanlar partiden ayrılsa, enişte hem ekonominin, hem de iktidardaki ittifaka salt çoğunluğu, belki de iktidarı kaybettirmenin faturasıyla karşılaşacaktı. O dediğiniz ( hatta dedikleriniz @MySea ), bence, ancak iktidar giderse olabilecek bir şey. Yoksa, Dolar'ı 7'nin altında tutacağız diye 130 milyar Dolar harcanmış, hazinede para kalmamış, iktidar oldukları sürece, iktidarda kimin umurunda? :)
Kendisi, büyük ihtimalle, uzun zamandır bakamadığı Amazon'da alışveriş yapıyor, uzak kaldığı "ürün"lerin yeni modellerini deniyordur.
En az birkaç ay daha insan içine çıkamaz. Aralık'ta AB, Ocak'ta CAATSA yaptırımları başlayıp, müteakip birkaç ay içinde muhterem biraz daha zayıflayınca, muhtemeldir ki, önce bir boşanma görürüz. Akabinde, okullarında okuduğu, Amerika'daki zata yakın bir parti kurar.
Yine muhtemeldir ki, birbirlerini çekemez göründükleri, muhteremin kellesini yeni aldığı 18 yıllık yol arkadaşı, "Küçük Enişte"den sonra muhtereme karşı bir parti daha kuran yanaklı, gerdanlı arkadaş ve onların, muhalefetin ortak adayı olacağı söylentileri hala ortalarda dolaşan ağa babası ile bir araya gelip, Voltron'ı da oluşturabilirler. Zira, liderlik kavgasına tutuşmazlarsa, temelde, hepsinin ortak paydası aynı.
Tabii, inşallah yanılıyorumdur ve memlekette ikinci round'un yaşandığını asla görmeyiz.
Ama bence, enişte, Türk siyasetindeki misyonunu henüz tamamlamadı ve bu, maalesef, enişteyi son görüşümüz değil...