• Kategoriler
    • Güncel
    • Popular Topics
    • Best Posts
    • Kullanıcılar
    • Gruplar
    • Arama
    • Kayıt Ol
    • Giriş
    1. Ana Sayfa
    2. Alper Bayram
    3. İleti
    Üyelik oluşturma, email adresi onayı veya foruma giriş konusunda sorun yaşayan üyelerimiz [email protected] adresine email gönderebilirler!
    Alper BayramA Çevrimdışı
    • Profil
    • Takip Edilenler 0
    • Takipçiler 16
    • Konu 0
    • İleti 71
    • Gruplar 0

    İleti

    Güncel En İyi Tartışmalı
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      @denizci10
      İki hafta içinde hem ev, hem araba işini halletmişsiniz. Bilmeyenler için söyleyeyim bu muazzam bir başarı. Kredi skoru oluşmadan kontrat yapabildiğinize göre kuzeninizin de yardımı olduğunu tahmin ediyorum. Sizin adınıza çok sevindim. Kafası çalışan, dürüst, geleceğe dair planları olan sizin gibi insanların Amerika’ya katacağı çok şey var. İnanıyorum, önünüz çok açık.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      @mexido
      Hayırlı olsun.
      Boa’da hesabı nasıl açtırabildiğinizi sorabilir miyim?
      Malum adınıza fatura ve adres göstermeden hesap açmıyorlar.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      Başsağlığı dilekleriniz için hepinize teşekkür ederim, var olun.
      @denizci10, havaalanından dönüp de evimizin kapısını açıp girdiğimizde ne kadar modern ve geniş evlere sahip olduğumuzu fark ettik ilk. ny'ta geçen 8 ayda, başkalarının eşyalarıyla dolu 3 farklı evde kalınca, insan sahip olduğunun değerini daha iyi anlıyor. bizim sitedeki daireler henüz 13 yaşında. öyle sanıyorum mutfak ve banyosu yenilenmemiş 2-3 daireden biridir bizimkisi. ny'taki evlerin mutfak ve banyoları kaybettiğimiz babamın yaşına denkti. farklı anlayışlar, yaşama verilen farklı değerler diyelim. şimdi sıra sizde, sizler yaşayıp anlatacak bizlere ilham olacaksınız. merakla bekliyoruz.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      herkese merhaba.
      @denizci10, tebrik ederim sizi, yeni hayatınızın ilk günleri heyecanlı, biraz endişeli, metabolizma şaşkın kısaca duygular tavan yapmış şekilde geçse de sonrası çok güzel olacak, zaten biliyorsunuz. büyüyen hayallerle birlikte büyüyecek olan ailenizi de tebrik ederim. sağlıkla kucağınıza alırsınız dilerim. doğduğu gibi amerikan vatandaşı olma hakkı kazanacak.

      bize gelince.. biz maalesef döndük. 31 aralık gecesi babamın yoğun bakıma kaldırıldığı haberini aldık. aslında kayınpederim ama babam kadar babalığı geçmiştir. takvimin havayolları açısından en yoğun dönemine denk geldiği için 9 Ocak'a bilet ayarlayabildik. Maalesef 11 Ocak'ın ilk saatlerinde babamı kaybettik. Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim, giderken en büyük endişemiz buydu. Kendi annem ve eşimin babası. İkisinden söz istemiştim, dönene kadar bekleyeceksiniz diye. Babam sözünü tutmak için çok uğraştı ama tuttu. Peki bundan sonra ne olacak, annemizi yalnız bırakmak istemediğimiz için bir süre buralardayız. Sonrası allah kerim.

      Döndüğümde ilk fark ettiğim hayat pahalılığı oldu. Ne kadar bu gerçeği biliyor olsak da yaşamak başka bir deneyim. Bana sorarsanız Türkiye'deki tek gündemin bu olması gerek. Bir başka dikkatimi çeken de bu yoksulluğa ve ekonomik şartlara rağmen insanlarımızın ne kadar 'fancy' yaşadığı gerçeği. Elde 60-70 liralık kahveler, 300-400 liraya serpme kahvaltı tabakları, otoparklara, sokaklara, ara sokaklara, ana caddelere sığmayan lüks arabalar... Sanki 8 aydır burada değilmişiz de 8 yıldır yokmuşuz gibi.

      Gitmeyi düşünüp bu paylaşımlardan cesaret ummak isteyenlere yine aynı sözümü tekrarlayacağım. İstediğiniz kadar araştırın, planlar yapın. Hayat, siz plan yaparken başınıza gelenlerden ibaret. Bizim hikayemiz bunun onlarca örneğiyle dolu. Ve bir kere orada yaşadığınız anda her türlü pisliğine, adaptasyon sorunlarına, dil ve kültür bariyerine rağmen ruhunuz ve bedeniniz sizin için neyin doğru olduğunu zaten size söylüyor. So, bizim ny hikayemiz bitmedi, sadece sezon finali yaptık.

      @denizci10, texas'ta vergiler çok düşük, yaşam maliyetleri nyc'nin %40-50 altında. çok doğru bir yer seçtiğiniz fikrindeyim. Hele Austin'i seçtiyseniz büyük isabet.

      Sevgiler,

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      Yılın son günlerinde Christmas ışıklarıyla süslenmiş ağaçlarla dolu New York'tan herkese merhaba. ''holiday season'' dedikleri herkesin neredeyse 1 aylığına işi gücü bırakıp ailelerinin yanına, arkadaşlarının evine, kayağa, denize başka eyaletlere tatillere gittikleri dönemi yaşıyoruz. her yer çok hareketli. bizim de hayatımızda ev anlamında maalesef olumlu ve olumsuz gelişmeler oldu. Lizbon'a iş teklifi alan stüdyosunda kaldığımız kız, Lizbon'a gitmekten vazgeçtiği için ocak ortasında 3 aydır çok severek kaldığımız bu evi terk etmek zorunda kalacağız. ancak kızın wall street'te yaşayan bir arkadaşı bize kendi evini teklif etti, 21. katta özgürlük heykeli ve jersey city manzaralı bu yeni stüdyonun bir süre yeni sakinleri biz olacağız. binanın doorman'ini ve lobisindeki yılbaşı ağacını görünce bütünü olmasa da üzüntümüzün büyük kısmını unuttuk.

      üzüntümüz deyince belki uzaklardan bu anlattığım kulağa şımarıklık gibi geliyordur ancak burada sürekli ev değiştirme haliyle yaşadığınız bu göçebe hayat duygusal olarak insanı çok yoruyor. bavulunuz sürekli açılıp kapanıyor, hiçbir yere bağlanmadan yaşamak zorunda kalıyorsunuz. biz de bu sürecin olumlu yanlarını görmeye gayret ediyoruz. bu noktada sizlere yeni yılda göç etmeyi ciddi ciddi düşünenler için yine bir toparlama ve değerlendirme yapmaya çalışacağım. artılar ve eksiler yine birlikte olacak.

      ev meselesiyle başladık. öyle devam edelim. orada sahip olduğunuz ve genel olarak özgürlükler ve hayat pahalılığı endeksinde yoğunlaşan mutsuzlukların içinde bilmiyorum barınma bir problem mi? ancak buraya geldiğinizde banka hesabınızdaki paranın miktarından bağımsız ciddi anlamda bir barınma problemi sizi bekliyor olacak. biz çok şanslı insanlar olarak iyi bir arkadaş grubunun içine düştüğümüz halde 7 ayda 4.kez ev değiştirmiş olacağız. Amerikalılardan oluşan bu arkadaş grubu bize yardım teklifi etmese büyük ihtimalle airbnb odası bulmak zorunda kalacaktık. Buraya geldiğinizde bir kredi geçmişiniz olmadığı için bankadaki paranız hiçbir şey ifade etmiyor bunu unutmayın. 7 ay içinde tanıdığım biri Polonya'da yaşarken greencard çıkıp buraya gelen, biri de direkt Türkiye'den greencard çıkan iki ayrı arkadaşım da Green cardları olduğu halde uzun süre ev bulamadılar. Türkiye'den gelen arkadaş, iki çocuğuyla gelmişti, jersey'de çocuklar başka birinin evinde bir süre kaldılar, arkadaşım başka birinin yanında kaldı bir süre. 3-4 ay geçtikten sonra bir Türk arkadaşlarının kefil olması sayesinde Brooklyn'de ev tutmayı başardılar. Bunları böyle detaylı yazmamın sebebi Amerika çok güzel, her şey çok ucuz sığlığındaki YouTube videolarının yarattığı algıyla sınırlı kalınmasını istemememden kaynaklı. Eğer buraya geldiğinizde sizden önce buraya gelmiş bir arkadaşınız, akrabanız varsa, size kefil olma noktasında güvenilir biriyse yukarıda yaşadığım zorlukları yaşamama ihtimaliniz yüksek demektir.

      barınma dışında daha önceki yazılarımda bahsettiğim kültürel farklılıklar alışmak için zorlanacağınız başka bir mesele. öğrenmeye açıksanız değişimin sancılarını daha kolay atlatmakla birlikte yine de dil ve yaşam kültürü bıraktığınız hayattan tamamen farklı. gecenin 3ünde yan komşunun tivi gürültüsünden uyuyamadığım için lobideki güvenliğe gidip durumu bildirdim, daireyi aradı kimseye ulaşamayınca isterseniz polis çağırabilirsiniz dedi. yani burada bu benim komşum falan durumu yok. rahatsızsanız gereğini yapmalısınız. bende gereğini yaptım ve polisi aramak yerine evde kulak tıpası aradım.

      bir diğer zorluk iklim. New York city özelinde konuşuyorsak eğer, şu anda dışarıda hissedilen hava -7, normaliyse -3. dışarı çıktığınızda manhattan'daki gökdelenlerin arasında okyanustan esen ani rüzgarlardan korunmak mümkün, ancak blok başlarındaki ışıklara geldiğinizde yeşilin yanmasını dua ederek bekliyorsunuz. ancak northface, Uniqlo gibi markalardan çok da abartı olmayan rakamlara uygun koruyuculu kışlıklar almak mümkün. ve müşteri hizmetleri anlayışları şu düzeyde: northface'den aldığım bereye tamamen kendi hatamla latte dökmüştüm, mağazaya geri gidip durumu dürüstçe satış elemanına söyledim. 'lütfen raflardan kendinize yeni bir tane alın' dedi ve elimdeki kirli bereyi alıp kaldırdı. ne bir kağıt imzaladım, ne kullanıcı hatası olduğunu söyleyen mutsuz suratlar gördüm.

      satın alma gücüne daha önceki yazılarımda değinmiştim. Zaten internet bu konuda okyanus gibi. 1 hafta çalıştığınızda başlangıç seviyesi bir iş bile yapsanız kendinize iPhone 14 pro alabilirsiniz. ama almalı mısınız kendinize sormanız gereken asıl soru bu. mevcut telefonunuzun yapmadığı hiçbir şeyi yapmıyor alet.
      burada deneyime para vermek insanların daha çok önemsediği bir konu. eşimi yılın son günü candlelight konserine götürmek için dün konserin yapılacağı kiliseye gittik. mekanı önceden görmek istedik. tüm zeminin mum ışıklarıyla aydınlatıldığı bir kilisede canlı klasik müzik dinlemek bizi çok heyecanlandırdı.
      kiliseye gittiğimizde henüz başlamak üzere olan bir 'anma töreni' olduğunu fark ettik. içeri girerken kimse 'siz kimsiniz' demedi. elimize tutuşturdukları programı bildiren kağıtlarda 20 gün önce hayata 82 yaşında gözlerini yuman amerikalı ünlü şair ve yayımcı bir kadının anma töreninde olduğumuzu öğrendik.
      yukarı doğu yakasındaki bu güzel atmosferde herkesin çok şık giyindiği ortamda 1 saat kaldık. dualar edildi, şarkılar söylendi, filmlerdeki gibi yakınlarından bazıları kalkıp onunla ilgili güzel sözlerin söylendiği, komik anların anlatıldığı konuşmalar yaptı. kimse tavuklu pilav derdinde değildi, kimse bir tane daha pide alabilir miyim telaşına düşmemişti. hayatımız boyunca unutmayacağımız bir deneyim yaşamış olduk. etrafımda çoğu 80'lerin üzerinde kadın ve erkeklerin giyim ve kuşam anlamında gösterdikleri özeni, o yaşa rağmen vücut postürlerinin nasıl bu kadar dik ve uzun olduğunu anlamaya çalışarak ben de kendi dilimde duamı ettim.

      burası bildiğiniz hiçbir şeye benzemiyor. gelip çok mutlu olarak kalmaya devam edenler olduğu gibi, bir an önce dönmek isteyen insanlar da çok. yukarıda bahsettiğim Polonya'da yaşarken Green card çıkınca atlayıp gelen arkadaş şu anda ciddi ciddi polonyaya geri dönme planları yapıyor. düşünsenize istanbulda nerede yaşıyor olursanız olun evinizde çamaşır makinesi mutlaka vardır. burada çok havalı görünen gökdelenlerde bile çamaşırınızı yıkamak için çamaşırhane katına inmeniz, yıkamaya 2.75, kurutmaya 2.75 vermeniz ve programlar bittiğinde evinizden çıkıp çamaşırlarınızı geri almanız gerek. çünkü adında 'new' olan york şehrinin neredeyse yarısı 1900'ların başında yapılmış evlerden ibaret. binaların çok büyük kısmı 'pre-war' olarak geçiyor.

      yeme - içme anlamında aldıklarımızın kalitesine uzun uzun değinip kimsenin canını sıkmam istemem. limon ne kadar sulu, domates nasıl kırmızı, avokado ne kadar güzel, yumurta nasıl sarı, kahve nasıl harika kokulu, salata malzemesini yıkamadan nasıl direkt kullanabileceğiniz kadar temiz konularını hayal gücünüze bırakıyorum, çünkü orası sonsuz.

      sanıyorum bu benim bu forumdaki son yazım. çünkü burada öğrendiklerimi ve paylaşmak istediğim her şeyi paylaştım. bundan sonra yazarsam kendimi tekrara düşmüş hissedeceğim. bu kadar uzun bir yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim. umarım yeni yıl nerede yaşarsanız yaşayın, hayat sevgisiyle gelsin. o olunca geri kalan her şey için yakıt bulunuyor nasıl olsa. sevgiler...

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      Sağlık konusunda ekleyeceklerim var. Türkiye'de hiç kullanmadığım 4.300 TL'lik özel sağlık sigortamın yenilemesi 11.425 TL olarak geldi. Ki yapan sigortacı arkadaşımdır. Hadi banka soydum bu yılki %160 artışı karşıladım, benzer performansla seneye 2023 kasımda yenilemesi geldiğinde 29 bin lira olacak, bunu nasıl ödeyeceğim diye sorduğumda 'allah kerim' cevabını aldım. isteyenin isteyene istediği gibi saplayabildiği bir sistem sürdürülebilir olur mu? mevcut fiyatların bu kadar şişmesinin bir sebebi de kesinlikle bu anlayış yüzündendir. gelişmiş bir ülkede kimse kimseye böyle bir artışı dayatamaz. bunu ne vicdanla, ne rasyonelle, ne akılla açıklayamazsınız.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      Göç etmek başlı başına çok büyük bir değişim bir de işin içine çocuğu da dahil ettiğinizde zorluklar daha da katlanıyor. Çocuk, okula, arkadaşlarına alıştığında ebeveynlerden daha avantajlı bir konuma yükseliyor. Bu sebeple göç etmeyi düşünen ailelerin varsa çocuklarının okula başlamamış olması büyük bir avantaj. Hiç olmazsa çocuğun ayarlarıyla okula başladıktan sonra oynamamış oluyorsunuz.
      Biz burada genellikle şunu gördük, göçü gerçekleştiren ilk nesil tohumu atıyor, asıl meyvesini yiyen sonraki nesiller oluyor. Bu gerçek tarihin her döneminde dünyanın her coğrafyasında hep böyle işlemiş. Amerika'ya ilk gelen Kıta Avrupası'ndaki insanların torunları ve onların çocukları bugünün en varlıklı insanları.

      Emre Bey yazısında işin kültürel tarafına değinmiş. Gerçekten maddi imkanları bir kenara bıraktığınızda en büyük mücadele bu cephede gerçekleşiyor. Bizim kültürümüzde bildiğimiz, alıştığımız, sorgulamadan kabul ettiğimiz bize doğru gelen şeylerin burada hiçbir önemi yok. Burada önem arz eden meselelerin neden önemli olduğunu da biz anlamaktan uzağız. Örneklerle ilerlemek yerinde olur: Bizim kültürümüzde biz tanımadıklarımızla çok çabuk iyi ilişkiler kurarız. Birinin bizim kankamız olması birkaç güne bakar. İlk başta bu iyi gibi gelen samimiyet işler ters yönde ilerlediğinde hızını kaybetmez. İki günde kankamız olan kişi, bir anda 'şeytan görsün yüzünü' kişisine dönüşür. Burada böyle bir şeyin imkanı yok. Tanıdıklar, arkadaşlar, dostlar hiyerarşisi bizdeki gibi birkaç haftada inşa edilmiyor burada. Bu sebeple her gördükleriyle her şeyi konuşmazlar. Ama bir pub'a gittiğinizde çok güzel günlük sohbetler edersiniz, hayattan bahseder, iyi zaman geçirirsiniz. Ki benim kriterim şahsen 'iyi zaman'dır. Çünkü herkes saatlik çalışır, zaman kıymetlidir. Türkiye'de saatleri aşan toplantılarda konuşulan konuları burada 5-10 dk'da konuşur dağılırsınız. Bir mesele bu kadar zamanda çözülmüyorsa orada başka bir sorun vardır.

      Sanıyorum bunun böyle olmasında en büyük etken, bizim kalbimizin düğmesinin, beynimizin düğmesinden hep daha fazla açık olmasında yatıyor. Her meseleye, her duruma karşı önce duygularımızı konuşturuyoruz. Amerika'da biri gözünüzün içine baka baka yemeğini yer ve yemeğini sizinle paylaşmak aklının ucundan bile geçmez. Bizdeyse ısrar kıyamet. Ölümü gör'ler havada uçuşur. Şu anda evinde kalmakta olduğumuz kızın arkadaşları, kız, San Francisco'ya ailesinin yanına dönmeden önce kızlar gecesi için evde toplandılar. Şaraplar açıldı, yiyecekler ortaya kondu. 1 saat 15 dk sonra hepsi sessizce evlerine dağıldılar. E biliyorsunuz bizde böyle geceler sabaha karşı biter.
      Diyeceğim o ki, aşırı uçlara kaymadan, böyle yaparsam şöyle düşünürler yargılarına varmadan insanın içinden geldiği gibi yaşaması aslında güzel bir özgürlük.

      7 aydır kendimize şunu soruyoruz. Lotodan 10 milyon dolar çıktı. Türkiye'de mi yaşamak isteriz, burada mı? Buna kalbinizin düğmesi açık cevap ararsanız memleketiniz size daha fazla göz kırpabilir. Ama aklınızın düğmesini açarsanız Türkiye'de artık varlıklı insanların bile huzurla yaşayamadığını görürsünüz. Arabanızı istediğiniz gibi sokağa bırakamaz, valeye teslim edemez, güvenlik kameraları ve elemanlarıyla çevrili villa sitenizin duvarlarınızın dışındaki hayata her karıştığınızda bir yerden bir yere giderken bin tane stresin içinde kalırsınız. Bu yazı kaleme alınırken New York city'de 35 saattir aralıksız yağmur yağıyor, şehirde hiçbir noktada tek bir su birikintisi yok. Bu yağmur istanbul'da yağsaydı metrekareye son yılların rekor yağmuru düştü diye haberler servis edilirdi önünüze.

      Konu varlıklı olmanın önünde bir engel olup olmamasıysa eğer, gelişmiş ülkeleri gelişmiş yapan şeyin ne olduğunu burada görüyorsunuz. Yoksulların bile araba alabilmesi değil, varlıklı olmak. Zenginlerin bile toplu taşıma kullanması. Bizi diğer ülkelerden ayıran şey maalesef bu. Yoksa toprağa, ağaca, doğaya olan sevgiyi taşıyan birey dünyanın her yerinde dünyanın bütün kuşlarını sever, bütün ağaçlarından huzur bulur. Bunu çocukluğundaki 29 Ekim törenlerinde Vatan Caddesi'nden geçen tankları, askerleri, bandoları izlerken coşkuyla ağlayan küçük bir çocuk olarak söylüyorum.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      NYC'de yaşayıp gıda sektöründe iş yapmak isteyenler için gıda koruma sertifikası alabileceğiniz online ücretsiz kursun linkini paylaşmak isterim.
      https://www.nyc.gov/site/doh/business/health-academy/food-protection-online-free.page

      burada 15 derslik bir içerik mevcut, dersleri bitirince online görüşmeyle bir sınava giriyorsunuz, sadece sınav ücretli, (24.5 usd). sınavı geçtiğinizde bulunduğunuz adrese üzerinde fotoğrafınızın olduğu gıda koruma sertifikanızı gönderiyorlar. bu sertifika iş yapmayı düşünenlerin almak zorunda olduğu bir belge. kendi işinizi yapmayı düşünmüyorsanız bile iş başvurularında buna sahip olmanız sizi diğer adaylardan birkaç adım öne taşıyor. her türlü vize durumundan bağımsız kursa katılabilirsiniz.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      @Ping-PONG hafif alaycı bir tavırla sorunca siz benim klavyemin tonu da öyle çıktı. ben zaten 35 bin liraya aldığımı söylemedim, bu farkı Thy istiyor dedim. benim aldığım rakam 28 bin lira. siz tatil sezonu sonrası ölü sezona bakıyorsunuz, 22 ocak haftasına. biz 8 mayıs 2023'te dönüyoruz.

      skyscanner'da daha ucuza bilet alınabilecek sitelerden işlem yaptığımda kredi kartı bilgilerimi girip devam ettiğimde rakamın yükseldiğini gördüm. durum bundan ibaret.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      @Ping-PONG iki kişilik gidiş dönüş bilet fiyatından bahsediyorum. merak etmeyin, bizde de internet var, skyscanner'dan o fiyata almak için işleme devam edin, bakalım alabiliyor musunuz?

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      @AE123
      Ekonomi esnek bileti aldığınızda ceza ödemiyorsunuz ancak normal biletlerden 8-9 bin lira daha pahalı. (2 kişi için konuşuyorum)
      Biletlemenin gerçekleştiği tarihten maksimum 12 ay sonrasına dönüş biletinizi kestirmeniz gerekiyor. Gidiş biletinizi gidiş tarihinden ortalama 2 ay öncesinde alacağınız durumda amerika’daki 10. ayınızda dönüş biletinizi kesinleştirmiş olmanız gerekiyor.

      Ancak sorun şu: giderken dönüş biletinizi 5 ay sonrasına oluşturmak riskli. Girişte bu kadar uzun süre nerede kalacağınızı, ne amaçla bu süreyi kullanacağınızı anlatmak terletici olabilir. Bu yüzden dönüş biletinizi maksimum 1-2 ay sonrasına oluşturmak daha güvenli hissettiriyor. Buraya geldiğinizde o bileti açığa alıyorsunuz, fakat uçuş tarihi gelip de siz o dönüş uçağında olmadığınız için açığa aldığınız bileti biletlemek istediğinizde ekonomi esnek bileti almış olsanız da thy kur farkı istiyor.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      @ayvalik10 ben alırken bilet kurallarını okumuştum, söylediğiniz gibi ekonomi esnek bileti aldığınızda cezasız değiştirme hakkı tanınıyor. aldığınız bilet esnek değilse değiştirme cezası ödüyorsunuz. burada sorun yok bence.
      ancak uygulamada gördüm ki, buradayken dönüş için farklı tarihlerde arayıp fiyat bilgisi aldığımda aradaki fark 10 bin liralar seviyesindeyken nedense eylülden itibaren biletlemelerde fark 35 bine çıktı. zaten ödeyeceğiniz cezanın sıfır bilet almaktan daha pahalı olması gibi bir uygulama bilmiyorum nasıl bir mantıkla açıklanabilir?

      bir başka örnek vereyim. geçen yıl özel sağlık sigortamın poliçesi 4.400 liraydı. hiç kullanmadığım poliçemin bu hafta yenilemesi geldi, fiyat 11.325 lira. artış %160.

      işte bunlar yüzünden buralardayız.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      @Borahan-Güven merhaba. buraya gelmeden önce sizin gibi gidiş dönüş bilet alıp dönüşü açığa çevirmiştim. dönüş biletimi biletlemek istediğimde Thy 35 bin lira fark istedi. ben de yeniden 28 bine sıfırdan dönüş bileti almak zorunda kaldım. Yani hangi bileti seçerseniz seçin, açığa da alsanız, yeni bilet de satın alsanız ya da en başından iade hakkı olan bilet de alsanız Thy çok anlayışlı bir marka olduğundan sizden her türlü bu rakamı alacak bir fiyat çıkarıyor.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      tekrar merhaba. uscis'ten bugün biometrics randevu tarihimizi bildiren mektuplarımızı aldık. haftaya parmak izi ve biyometrik fotoğraf çekimi için çağrılıyoruz. açıkcası bu kadar erken olacağını düşünmemiştim. bununla birlikte ny'daki yaşam kültürü üzerine 6 ay içinde fark ettiğim bazı ek notlarım daha olacak, onları da sizinle paylaşmak isterim.
      bir önceki yazımda saatlik ücretlerin istanbul ve ny şehirlerindeki alım güçlerini ortaya koymaya çalışmıştım. örnek birkaç ürüne sahip olabilmek için her iki şehirde ne kadar süre çalışmak gerektiğini incelemiştim. işin bir de ürün kalitesi boyutu var tabii, atlanmaması gereken. örneğin burada plastik çatalla eti bile kesebilirsiniz, plastiğin kalitesini öyle anlatayım. Türkiye'de bunu yapmayı denemeyeceğinizi biliyorum. meyve-sebze kalitesine daha ilk yazımda zaten değinmiştim. öte yandan bulaşık ve çamaşır deterjanı formülleri Türkiye'deki kadar güçlü değil. öncesinde reklamcı olduğum için markaların tüketici araştırmalarında çıkan sonuçlara göre formüllerini belirlediğini biliyorum. bizim insanımızın temizlik sözkonusu olduğunda içgörüsü, ''bulaşıklarım gıcır gıcır olsun, çamaşırım kar gibi bembeyaz olsun'' şeklinde gelişirken burada özellikle kimyasal içerik asla istenmiyor. bu durumda Türkiye'de temiz tabaklarda, bardaklarda yiyip içiyoruz da ne kadar sağlıklı orası belirsiz. burada da tabaklar, çatallar pek de o kadar güzel temizlenmiyor ama amaç sağlıktan ödün vermemek. benim gibi temizlik takıntılıysanız aklınızda bulunmasında fayda var.

      diğer bir konu satın alma gücününün iki farklı yönüyle ilgili. metro istasyonunda yerleri süpüren çok yaşlı bir mta görevlisinin kolunda Apple Watch görmek son derece sıradan. bilet gişesinde oturan görevlinin iPhone 13 pro kullanması da öyle. öğle yemeği arasında kaldırımın üzerinde oturup yemeğini yiyen inşaat işçilerinin ayaklarında Timberland bot görmek de. iPhone 14 pro almak isteyen biri kredi skoru yeterliyse, 3 saatlik bir çalışma karşılığında tarife artı cihaz kampanyalarının aylık taksidini ödeyerek sınırsız internet ve sınırsız konuşma ile iPhone 14 pro'ya sahip olabiliyor.
      ya da yeterli kredi skoruna sahip herhangi bir Amerikalı BMW elektrikli 3.30 e xdrive'a 5 bin dolar peşinat ve aylık yaklaşık 750 dolar ödemeyle sahip olabiliyor.
      Bu örnekleri çokça duyduğunuzu ve artık bunun bir haber değeri taşımadığını biliyorum. Ancak ilginçtir ki benim gördüğüm çevrede iPhone 14 pro da, otomobil almak da öyle bize geldiği gibi cazibeli bir iş değil. Hayır, BMW alman arabası olduğu için değil, alınası daha güzel arabalar için de durum aynı.

      Şehir metroyla ulaşımı çok cazip bir hale getirmiş. arabayla bir yere gitmek istediğinizde metrodan çok daha uzun süreler trafikte kalıyorsunuz. Aylık 300 dolarlık ödemeyle alınacak hibrit araçlar olduğu halde aylık 127 dolarlık metro kartları çok daha fazla tercih ediliyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri de arabaların yürütme maliyetlerinin çok olması. vergiler, yüksek park ücretleri ve araçların 2.el değer kayıplarının çok fazla olması bunda etkili.
      Hal böyle olunca şehrin her yerinde bisiklet kullanan insanlar görüyorsunuz. Bisikletin avrupa şehirlerinde çok rağbet gören bir araç olduğunu biliyordum ama burada da yaşlısından gencine her yaştan insan gerçek anlamda bisikleti ulaşım aracı olarak kullanıyor. Gecenin bir vakti etekle bisiklet kullanan kadınları görünce
      içinizde çiçekler açıyor. Üzerindeki insanları mutlu etmek için tasarlanmış güzel bir şehirde yaşadığınızı hatırlıyorsunuz.

      Satın alma gücünün yüksekliği beraberinde başka bir şey daha getiriyor. tüketim inanılmaz fazla. o yüzden her apartmandan çıkan çöp miktarı da çok fazla. Google'da basit bir aramayla bulabileceğiniz üzere şehrin ızgara yapısı yüzünden çöpler üst üste yığılıyor, düzenli olarak toplansa da belirli gün ve saatlerde çöp yığınlarını görebiliyorsunuz.

      Oradaki ekonominin artık tamamen serbest düşüşe geçtiği haberlerini alıyoruz. Geçen gün eşimle İstanbul'daki hayatımızda her zaman yaptığımız kayıtlı alışveriş listemizi tekrar sepete ekledik ve çıkan rakamı görünce inanın 'üzüntü' ifadesi yetersiz kaldı. Bunun elbette sorumluları var ama asıl umut kırıcı olanın 40 yıllık hafızamda kaldığı kadarıyla ülkemin sürekli yoksullaştırılma politikalarına maruz bırakılması olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede iktidar değişse de kendi zenginini yaratırken geri kalanı yoksullaştırmaktan hiç korkmayan zihniyet hep orada. paradan 6 sıfır atılınca bir anda zenginleştiğimizi sandık, bunun böyle olmadığı apaçık ortada.

      bir terslik çıkmaz da öncesinde dönmezsek 5-6 ay sonra geri geleceğiz istanbul'a. bizi hangi duyguların karşılayacağını bilmiyoruz. aile özlemleri mi, keşke dönmese miydik pişmanlığı mı? inanın her şey satın alma gücü de değil. kendinizi iyi ifade ettiğiniz bir işiniz ve çevreniz varsa buraya geldiğinizde o en güçlü kanatlarınızın artık olmadığını düşünün. insanın kendini iyi ifade edebilmesi inanın hiç azımsanmayacak kadar değerli. maalesef ingilizceniz ne kadar iyi olursa olsun, o ifade gücünü başka bir dilde karşılamanız çok ama çok zor. gelmeyi düşünenlerin aklında bulunması gereken bir başka detay.

      sevgiler,

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      @bdiler61
      15.sayfada konuyla ilgili bir yazım var. Bazı sorularınıza cevap bulabilirsiniz.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      birisi, waterman, bdiler61, Erkan Gürsoy, A.Samoglu, meli, denizci10 iyi dilekleriniz için teşekkür ederim. ahsen hanım size de geçmiş olsun. memleketten bu kadar uzakta evim diyebileceğiniz yerin sürekli değişmesinin ne kadar yıpratıcı olabileceğini bunu yaşayanlar bilir. 4 kez bavul toplayıp açmak, bir yere ait olmayı isterken orayı bırakıp başka yere uyum sağlamak kolay değil. ama bunlara doğum sancısı diyelim, sonunda umut doğacak.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      herkese tekrar merhaba.
      New York'taki 6. ayımızın içindeyiz. vize uzatma başvurularımızın uscis'e ulaştığı ve dosyalarımızın inceleme sürecinin başladığının haberini uscis'ten aldık.
      bundan sonraki süreçte ek bir inceleme belgesi veya eksik bir belge durumu çıkmazsa 2-3 ay içinde biometrics randevusu için (gerekirse) haber bekleyeceğiz.
      biz buraya gelmeden önce YouTube ve diğer mecralarda gitme kararı verenlerin paylaşımlarını dört gözle bekliyorduk. acaba gitmekle doğru kararı verdiler mi? hayatlarında mutlular mı? artık burada olduğumuz için bu soruların cevaplarını merak eden yeni insanlar için kendimce kısa bir özet geçmek isterim. Hayatımızda bu 6 ayda neler değişti? iyi mi yaptık, neleri özlüyoruz? yine konu başlıkları içinde toplamaya çalışacağım. Aslında yazacaklarımın birçoğunu zaten çok iyi biliyorsunuz.

      ekonomi: bu başlıkla konuya girmemin nedeni satın alma gücünüz olduğunda mutluluğun ve rahatlığın bir anda psikolojiyi ne kadar etkilediğini gösterebilmek. 8 yıl kadar önce bir başka platformda konuyu kaleme aldığım birim mukayesesi aslında üzerinden zaman geçince anlıyorum ki yanlışlıklar barındırıyor. yani Amerika'da harcanan 8 birim para, Türkiye'de harcanan 8 TL'ye eşittir önermesi temelinde yanlış bir iddia. Çünkü 8 TL'nin bir Türk'e ifade ettiğiyle 8 USD'nin bir Amerikalı'ya ifade ettiği farklı tamamen farklı.... Konuya saatlik ücretler bazında baktığınızda ödediğiniz para karşılığında satın aldığınız ürün/hizmet eşitliğini daha iyi ve adil bir şekilde masaya yatırabiliyoruz.
      buradaki giriş seviyesi bir işin saatlik ücreti ortalama 15 dolar seviyesinde. (genelde vergi dahil başlangıç seviyesi paraların 17-18 usd civarında olduğunu söyleyebilirim) 8 saatlik bir shiftin sonunda günlük kazanç için 120 usd diyebiliriz. Türkiye'de asgari ücret 5.500 TL olduğu için haftada 40 saat çalışan birinin saatlik ücreti yaklaşık 35 TL'ye, 8 saatlik bir mesai sonrasında günlük kazancın 280 TL'ye geldiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla NY'da çalışma izni olan birinin kazancı olan saatlik 15 USD eşittir, İstanbul'daki saatlik 35 TL diyebiliriz. Ancak bu başlangıç seviyesi olan paralarla neleri ne kadar alabildiğiniz kısmı epey değişiyor. Örneğin, NY'da en yaygın süpermarketler olan ve aşırı ucuz iddiasında olmayan Trader's Joe ve Amazon'a ait olan Wholefoods marketleriyle İstanbul'daki Migros'ları, karşılaştırmak yerinde olacak. Yoksa iki şehirde de daha ucuz rakamlarla hizmet veren marketler de mevcut.

      Örneğin Trader's Joe'da 12'li büyük boy kahverengi yumurta (organik) 4 usd (vergi dahil).
      Migros'un kendi markası olan Mjet 10'lu büyük boy kahverengi yumurta (organik) 39.5 TL.

      Bu durumda NY'ta yaşayan en alt gelir düzeyindeki bir çalışan 12'li yumurta almak için 15 dk çalışmak zorundayken İstanbul'da en alt gelir düzeyindeki bir çalışanın 10'lu yumurta için 1 saat 10 dk civarında çalışması gerekli. Yalnız bu 70 dakikalık mesainin içinde 70 dk gerçek çalışma yapması lazım. Yani akşamki derbinin geyiği bu süreye dahil değil.

      Yumurtayı kırıp kahvaltıyı başlattığımıza göre yanına bir kahve yapalım. Starbucks'ın çekirdek kahvesi burada 12 oz olarak satıldığı için yaklaşık 340 gramlık paketlerde 14 dolara yerini alıyor. Türkiye'deki fiyatı 210 lira civarında.
      Bu durumda yine bir Amerikalı yaklaşık 1 saatlik mesaiyle 340 gramlık çekirdek kahvesini alabilirken, Türkiye'de 250 gramlık çekirdek kahve için 6 saat çalışmak lazım.

      Kahvaltımızı ettiğimize göre kabanımızı alıp dışarı çıkabiliriz. Kaban demişken eksi 15 dereceye kadar sıcak tuttuğunu iddia eden Calvin Klein marka kaz tüyü mont burada 70 usd'ye satılırken, aynı mont İstanbul'da 5 bin TL. İsteyenlere özelden linkleri gönderebilirim. Bu durumda bu montu alabilmek için Amerikalı 4,5 saatten biraz daha fazla çalışmak zorundayken, bir Türk'ün maalesef 143 saat çalışması gerekiyor. 143 saat bir anlam ifade etmediğinden başka bir ifadeyle yaklaşık 18 gün çalışması gerek ki kabanı alabilsin. Timberland bot burada yaklaşık 130-150 usd aralığında, Türkiye'de 4.200 TL. Amerikalı 9 saat çalıştığında botu alabilirken Türk 15 gün çalışırsa botu alabiliyor.

      araba, ev, televizyon, telefon örneklerine hiç girmiyorum çünkü bu dramatik farkı tatsız seviyelere doğru taşımaktan başka bir işe yaramıyor. bu örnekleri farklı ürün ve hizmetlerle karşılaştırıp çoğaltmak pekala mümkün ancak sonuçlar hep aynı. işte bu satın alma gücünü etrafta gezerken gördüğünüzde ve bizzat yaşadığınızda üzerinizde çok ciddi bir hafifleme oluşuyor. sanki tonlarca yüklük bir baskıyı omuzlarınızdan atmışsınız gibi. dünyanın en önde gelen ülkelerinden birini Türkiye'yle kıyaslamak belki adil değil ancak biz de insanız ve sadece bir kez geldiğimiz bu dünyada siyasiler için çalışmaktansa kendimiz için çalışmak istiyoruz.

      Aslında bu konuyla ilgili asıl söylemek istediğim buranın çok ucuz Türkiye'nin çok pahalı olduğu meselesi değil. Burada ciddi bir enflasyon artışı var ve gıda fiyatları 6 ay öncesine göre bile bugün daha pahalı. Asıl söylemek istediğim; insani temel ihtiyaçların nasıl giderileceği konusu hayatımızın tam ortasında ve yıllardır giderek daha da büyüyen bir koca delik. İçine almadığı meslek gurubu yok. Bütün bir hayatı bu sorunun etrafında dolaşarak geçirmek kadar üzücü bir şey yok.
      Çok daha anlamlı hayatlara sahip olabilecekken sadece bu meseleyle ilgilenmek zorunda kalıyoruz. Yazık hayatlar...

      İstanbul'un meşhur trafiğinden sonra NY'un hafta sonları biraz sorunlu çalışan metro sistemi olsa da bize bu stressiz hayat çok iyi geldi. 127 dolara aldığınız metro kartınız cebinizdeyken ny'un 5 mahallesi içinde istediğiniz gibi sınırsızca ulaşım sorununu hızlıca çözebiliyorsunuz.

      Kültür sanat alanında NY açık büfe gibi. Broadway showları pek ucuz olmasa da insanın ağzını bırakacak kadar iyi. Alaaddin'in sihirli lambasından çıkan cini öyle bir düzenekle sahnenin herhangi bir noktasından çıkarabilmeleri ya da uçan halıyı nasıl öyle uçurabildikleri meselesi 3 dilek hakkından birini buna kullanmak isteyeceğiniz kadar sizi etkiliyor. Üstelik bu şovu izleyeceğiniz New Amsterdam Tiyatrosu 1903 yılında ilk kez kapılarını açmış. Bilmiyorum İstanbul'da kaldı mı böyle yaşayan ve yaşatılan tarihi kültür merkezleri. Bunun dışında MET ve MOMA'nın dışında şehirde çok fazla sayıda sanat sergisi mevcut, bunların bazıları ücretsiz. Lincoln Center'da canlı klasik müzik konserlerini ya da Madison Square Garden'da NBA maçlarını izleyerek gerçek bir New Yorker deneyimi yaşamak mümkün.

      Yazıyı buraya kadar sabırla okuduysanız merakınızı gidermenin vaktidir, her şey gerçekten bu kadar kusursuz mu? Tabii ki hayır.
      Hatta şöyle ifade edeyim, bahsettiğim satın alma gücünün hafifliğini ortalama bir Amerikalının aklından bile geçirmediğine emin olabilirsiniz. Yani bizi derinden etkileyen bu durum onlar için yok hükmünde. Bu biraz da, görebildiğiniz, duyabildiğiniz, işitebildiğiniz, düşünüp konuşabildiğiniz organlarınıza doğuştan sahip olduğunuz için sürekli şükran duygusu taşımamak gibi. Onların da böyle bir mutluluk hormonu yok. Bir Amerikalı'yı çevirip ''biliyor musun elinde tuttuğun iPhone, Tr'de 45 bin lira, asgari ücretin 9 katı, yani bu telefonu yaklaşık 25 bin dolar ödeyerek satın aldığını düşün dediğinizde ilgisini tamamen yitiriyor. Çünkü onun için bir telefonun 25 bin dolar olabilmesi diye bir seçenek yok. Tıpkı bir filin lastiği olabileceğini düşünsene demişsiniz gibi size bakmaya başlıyorlar. Bunu bizzat denediğim için not düşebilirim.

      New York'ta yazın epey sıcaktı kışın da oldukça soğuk olacak. Bu açıdan İstanbul'un havasının genel anlamda daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Ancak hava temizliği açısından İstanbul'dan sonra çok mutluyum. Burada legal olan ve özellikle Brooklyn'de yoğunlaşan ot kokusunu saymazsam tabii.

      Sigara içmeyen biri olarak beni en mutlu eden şeylerden biri de, kitabımı ve kahvemi alıp bir kafenin bahçesinde birkaç saat oturduğumda sigara içen bir kişinin bile dumanına maruz kalmamak. Gerçekten sigara içen birini görmek için özel olarak dışarıda birkaç saat yürümeniz lazım. İstanbul'da ben böyle bir kafeye pek denk gelmedim. Özellikle Starbucks'larda herhangi bir dış masaya oturduğunuzda masanın üstünde uçuşan küller, tam ortada duran dokunmak bile istemediğiniz küllük kötü bir görüntü olarak maalesef hafızamda.

      Genel olarak mutluyuz, ailelerimizi özlemenin, yaşadığımız bu hafifliği onların da yaşamasını istememiz dışında pek bir sorunumuz yok. Ancak her şeye rağmen kendimizi bir Amerikalı gibi hissedemiyoruz, çünkü değiliz. Sanırım uzun vadede bireyin aşması gereken en önemli mesele bu.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      @egesahinkaya
      Davet edildiğiniz YouTube programından hatırladığım kadarıyla sizin de iki yıl oldu herhalde.
      Hatta sizinle ortak bir arkadaşımız bile var, Irmak. Kendisiyle bir dönem aynı ajansta çalıştık. Sizin artık başka mekanlar bakmadan önce babalık mesaisine odaklanmanız gerekebilir;)

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      @denizci10
      Başvuruyu buradan yapmakla tr’den yapmak arasında birtakım avantajlar ve dezavantajlar var.
      Gerçi burada dükkan sahibi olduğunuzda ya da büyük ortak olduğunuzda çözmeniz ve yönetmeniz gereken sorunlar azımsanmayacak kadar çok. Mesela fare problemi. Bütün delikleri kapatsanız bile onlar bir şekilde içeri giriyor. Bir firmadan hizmet almanız gerekiyor, aylık ödeme yapıyorsunuz, düzenli aralıklarla gelip kapanlar kuruyorlar yine de sorunu tam olarak çözemiyorsunuz.
      Fare ny’da bizdeki sokak kedisi gibi bir şey. İnsanlar görünce bakmıyor bile. Bense hala alışamadım.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • RE: ABD'ye Yeni Taşınmış Göçmen Olmayan Kişilerin Tecrübeleri

      Pandemi döneminde Brooklyn’de küçük bir kafeyi 50 bin dolara devralan bir tanıdığım var. E2’ye Türkiye’den başvursaydı 80-100 bin doların altında bir rakam mümkün değilken o dönemin avantajını da kullanarak daha uygun rakamlara vizeyi alabildi.

      Amerika Birleşik Devletleri'nde Yaşam içinde yayımlandı
      Alper BayramA
      Alper Bayram
    • 1
    • 2
    • 3
    • 4
    • 2 / 4